top of page

Acı Yemek Ömrü Uzatır mı?

  • Yazarın fotoğrafı: Kader Gül Odabaş
    Kader Gül Odabaş
  • 13 Oca
  • 5 dakikada okunur

Acı yiyecekler, dünya genelinde mutfakların vazgeçilmez bir parçası olarak yemeklere lezzet ve derinlik katmaktadır. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, acı biberlerin lezzet artırıcı özelliklerinin ötesinde, insan sağlığı üzerinde de önemli faydalar sunabileceğine işaret etmektedir. Özellikle, büyük ölçekli gözlemsel çalışmalardan elde edilen bulgular, düzenli acı tüketiminin daha uzun bir yaşam süresi ile ilişkili olabileceği yönündeki kanıtlarla bilim dünyasının ve halk sağlığı uzmanlarının dikkatini çekmiştir.

Epidemiyolojik araştırmalar, acı yiyecek tüketimi ile genel ölüm oranları arasında dikkate değer bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmaların on binlerce ve yüz binlerce katılımcıyı içeren geniş veri setlerine dayanması, elde edilen istatistiksel sonuçların güvenilirliğini artırmakta ve bu potansiyel bağlantının daha derinlemesine incelenmesi için sağlam bir zemin oluşturmaktadır.

2015 yılında prestijli tıp dergisi British Medical Journal'da yayımlanan bu çalışma, Çin'deki en büyük sağlık veri tabanlarından birini kullanarak acı tüketim alışkanlıklarını analiz etmiştir. Çalışmanın temel bulguları şu şekildedir: 500.000'den fazla Çinli vatandaşın anket verileri ve fiziksel ölçümleri incelenmiştir. Düzenli olarak çok acı yiyecek tükettiğini bildiren bireylerin, acı tüketmeyenlere kıyasla ölüm riskinde %14'lük bir düşüş yaşadığı gözlemlenmiştir. Bu risk azalmasının özellikle kanser, kalp hastalığı ve astımın da dahil olduğu solunum yolu rahatsızlıklarından kaynaklanan ölümlerde belirgin olduğu saptanmıştır.

Çin'deki çalışmanın bulgularını destekleyen benzer bir analiz, 2017 yılında ABD'de gerçekleştirilmiştir. Altı yıllık verileri kapsayan bu çalışma, 16.000'den fazla Amerikalı yetişkinin beslenme alışkanlıklarını ve sağlık durumlarını incelemiştir. Araştırmacılar, düzenli olarak acı kırmızı biber tüketen bireylerde toplam ölüm oranının, tüketmeyenlere göre %12 daha düşük olduğunu tespit etmiştir. Bu iki büyük çalışma, acı tüketimi ile uzun ömür arasında bir korelasyon olduğunu güçlü bir şekilde ortaya koysa da, sonuçları yorumlarken dikkatli olunmalıdır. Çalışmaların bilimsel değeri, güçlü yönleri ve metodolojik sınırlılıkları ile birlikte değerlendirilmelidir.

Güçlü Yönler

Sınırlılıklar

Çok büyük veri setlerinin kullanılması, istatistiksel gücü artırmaktadır.

Veriler, katılımcıların kendi beyanlarına dayanmaktadır; bu da biber türü, acılık seviyesi ve tüketim miktarında belirsizliklere yol açar.

Katılımcıların farklı eğitim seviyeleri, yaşam tarzları ve etnik kökenlerden gelmesi, bulguların genellenebilirliğini destekler.

Acı biberlerin hangi yiyeceklerle birlikte tüketildiği, pişirme yöntemleri veya kullanılan diğer baharatlar gibi karıştırıcı faktörler kontrol edilememiştir.


Acı yiyen ve yemeyen gruplar arasındaki toplam kalori alımı gibi yaşam beklentisini etkileyen bilinen diğer diyet faktörlerindeki potansiyel farklılıklar ayırt edilememiştir.

Bu sınırlılıkların ciddiyeti, bizzat çalışmanın yazarlarından birinin temkinli yaklaşımında da görülmektedir. 2017'deki ABD çalışmasının ortak yazarlarından Benjamin Littenberg, New York Times'a verdiği demeçte, mevcut kanıtların kendi diyetini değiştirmesini gerektirecek kadar güçlü olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, gözlemlenen istatistiksel korelasyonun tesadüfi bir bulgu mu yoksa biyolojik bir temele mi dayandığını anlamak için, acı biberlerin etken maddesi olan kapsaisinin fizyolojik etkilerini incelemek kritik önem taşımaktadır.


Kapsaisinin Fizyolojik Etkileri: Potansiyel Biyolojik Mekanizmalar

Gözlemsel çalışmalarda tespit edilen korelasyonun ardındaki biyolojik temeli anlamak için, acı biberlerin ana etken maddesi olan kapsaisin üzerine odaklanmak gerekmektedir. "Acılık" aslında tatlı veya tuzlu gibi bir tat değildir; dildeki ısı ve ağrı reseptörlerinin uyarılmasıyla ortaya çıkan bir histir. Bu ayrım önemlidir, çünkü kapsaisinin sağlık etkileri tat tomurcukları üzerinden değil, vücudun ağrı ve ısıya yanıt veren sinir yolları üzerinden gerçekleşir; bu da sistemik ve daha geniş kapsamlı fizyolojik tepkileri tetikleyebileceğini düşündürmektedir.

Kapsaisin, dildeki vanilloid reseptörlerine (TRPV1) bağlanır. Bu reseptörler aslında termoreseptörlerdir yani gerçek ısıyı algılarlar; bu da acı yiyeceklerin neden sıcak hissedildiğini açıklar. Bu bağlanma, beyne "yanma" sinyalleri gönderir ve vücudun "savaş ya da kaç" tepkisini tetikleyerek adrenalin ve ruh halini iyileştiren endorfinlerin salgılanmasına neden olur.

Metabolik Etkiler: Adiponektin ve Kahverengi Yağ

Kapsaisinin metabolizma üzerindeki etkileri, obezite ve diyabet gibi kronik hastalıklarla mücadelede umut verici mekanizmalar sunmaktadır:

  • Adiponektin Seviyeleri: Fareler üzerinde yapılan araştırmalar, kapsaisinin adiponektin seviyelerini artırabildiğini göstermiştir. Adiponektin, kan şekerini düzenleyen ve obezite ile diyabetle yakından ilişkili olan bir hormondur. Bu hormon, vücudun insüline verdiği yanıtı iyileştirerek insülin direncini önlemede kritik bir rol oynar.

  • Kahverengi Yağ Oluşumu: Diğer fare çalışmaları, kapsaisinin, enerji yakarak vücut ısısını düzenleyen ve "iyi yağ" olarak bilinen kahverengi yağ oluşumunu teşvik edebileceğini öne sürmektedir. Yüksek yağlı bir diyetle beslenen farelere kapsaisin verildiğinde obezite gelişiminin engellendiği ve beyaz yağın kahverengi yağa dönüşümüyle ilişkili genlerin ifadesinde bir artış olduğu gözlemlenmiştir.

Obezite ve diyabetin, gözlemsel çalışmalarda düşüş gösteren kanser ve kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıklar için birincil risk faktörleri olduğu düşünüldüğünde, kapsaisinin bu metabolik yolları hedeflemesi, uzun yaşam ile acı tüketimi arasındaki bağlantıya dair güçlü bir biyolojik gerekçe sunmaktadır.

Kanserle Mücadeledeki Potansiyel Rolü

Metabolik faydalarının yanı sıra, laboratuvar ve hayvan çalışmaları kapsaisinin doğrudan kanserle mücadele edici özelliklere sahip olabileceğini göstermektedir:

  • Laboratuvar ortamında kanser hücrelerine uygulanan kapsaisinin, hücrelerin büyümesini engellediği ve programlanmış hücre ölümünü (apoptoz) teşvik ettiği görülmüştür.

  • Farelerde yapılan çalışmalar, kapsaisinin anjiyogenezi (tümörlerin büyümek için ihtiyaç duyduğu yeni kan damarlarının oluşumu) önlemeye yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. Kan damarı oluşumunun engellenmesi, tümörlerin beslenmesini keserek büyümelerini yavaşlatabilir.

Ancak bu bulguların insanlarda, özellikle de sadece diyet yoluyla acı biber tüketen kişilerde doğrulanmadığını vurgulamak kritik öneme sahiptir. Gözlemlenen sağlık yararlarının yalnızca kapsaisinden değil, acı tüketimiyle ilişkili diğer diyet faktörlerinden de kaynaklanıyor olması mümkündür.


Alternatif Açıklamalar ve Karıştırıcı Faktörler

Acı yiyecek tüketimi ile daha uzun yaşam arasındaki ilişkinin, kapsaisinin doğrudan fizyolojik etkileri dışında, bu alışkanlığın tetiklediği diğer davranışsal veya diyetle ilgili değişikliklerle de açıklanabileceği düşünülmektedir.

Azaltılmış Tuz Tüketimiyle İlişki

Özellikle yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan tuz tüketimi, acı yeme alışkanlığı ile ters bir ilişki gösterebilir. 2017 yılında Çin'de 600'den fazla kişi üzerinde yapılan bir anket çalışması, bu konuda ilgi çekici bulgular sunmuştur. Acı yiyecekleri sevenlerin, acıya karşı toleransı düşük olanlara kıyasla günde ortalama 3 gram daha az tuz tükettiği tespit edilmiştir. Tat testlerinde, kapsaisinin kontrollü çözeltilerin katılımcılar tarafından daha tuzlu algılanmasına neden olduğu görülmüştür. Bu durum, acı sevenlerin yiyeceklerinin gerçekte olduğundan daha tuzlu olduğunu düşünerek bilinçsizce daha az tuz tüketmesine yol açabilir. Daha düşük tuz tüketimi, yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini azaltarak kalp sağlığını korur ve dolayısıyla daha uzun bir yaşam süresine katkıda bulunabilir.

Bu durum, acı tüketimi ve uzun ömür arasındaki ilişkinin, kapsaisinin doğrudan etkilerinden ziyade, beslenme alışkanlıklarındaki bu gibi dolaylı ve karıştırıcı bir faktörden kaynaklanabileceğine dair güçlü bir alternatif hipotez sunmaktadır.

Mevcut bilimsel kanıtlar, acı yiyecek tüketimi ile daha uzun bir yaşam süresi arasında dikkate değer bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çin ve ABD'de yürütülen büyük ölçekli gözlemsel çalışmalar, düzenli acı tüketiminin daha düşük ölüm oranlarıyla ilişkili olduğunu tutarlı bir şekilde ortaya koymuştur. Ancak bu çalışmaların bir korelasyon gösterdiğini, kesin bir nedensellik kanıtlamadığını akılda tutmak esastır.

Bu ilişkinin ardındaki potansiyel biyolojik mekanizmalar umut vericidir. Acı biberlerin ana etken maddesi olan kapsaisinin, metabolizmayı iyileştirme ve laboratuvar ortamında kanser hücreleriyle savaşma gibi özellikleri bulunmaktadır. Bununla birlikte, gözlemlenen faydaların, acı tüketiminin dolaylı olarak daha az tuz alımını teşvik etmesi gibi alternatif açıklamaları da olabilir.

Sonuç olarak, bilimsel kanıtlar henüz kesinleşmemiştir ("case closed" değildir). Beslenme üzerine yapılan çalışmalar doğası gereği karmaşıktır ve "acı yiyecek" gibi genel bir değişkeni incelemek birçok belirsizlik barındırır. Kapsaisinin insan sağlığı üzerindeki tam etkilerini doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Mevcut kanıtlar ışığında, acı yiyecekleri diyetlerine dahil etmekten hoşlanan bireyler için bu alışkanlığın belirgin bir risk taşımadığı, aksine potansiyel sağlık yararlarıyla ilişkili olabileceği düşünülmektedir.


Kaynaklar ve Önerilen Okumalar:


Baskaran, P., Krishnan, V., Ren, J., & Thyagarajan, B. (2016).Capsaicin induces browning of white adipose tissue and counters obesity by activating TRPV1 channel-dependent mechanisms. British Journal of Pharmacology, 173(15), 2369–2389.


Caterina, M. J., Schumacher, M. A., Tominaga, M., Rosen, T. A., Levine, J. D., & Julius, D. (1997).The capsaicin receptor: A heat-activated ion channel in the pain pathway. Nature, 389(6653), 816–824.


Chopan, M., & Littenberg, B. (2017).The association of hot red chili pepper consumption and mortality: A large population-based cohort study. PLoS ONE, 12(1), e0169876.


Clark, R., Lee, S. H., & Antal, A. (2019).Capsaicin: Mechanisms of action and potential clinical applications in cancer therapy. Molecules, 24(20), 3740.


Kang, J. H., Tsuyoshi, G., Han, I. S., Kawada, T., Kim, Y. M., & Yu, R. (2007).Dietary capsaicin reduces obesity-induced insulin resistance and hepatic steatosis in obese mice fed a high-fat diet. Obesity, 15(12), 3064–3074.


Li, Q., Cui, Y., Jin, R., Lang, H., Yu, H., Sun, F., … Zhu, Z. (2017).Enjoyment of spicy foods is associated with lower salt intake and preference: A population-based study. Hypertension, 70(6), 1291–1298.


Lv, J., Qi, L., Yu, C., Yang, L., Guo, Y., Chen, Y., … Li, L. (2015).Consumption of spicy foods and total and cause specific mortality: Population based cohort study. BMJ, 351, h3942.


Harvard T.H. Chan School of Public Health. (n.d.).Spices and health.

National Center for Complementary and Integrative Health. (n.d.).Capsaicin. National Institutes of Health.

New York Times. (2017).Can spicy food help you live longer?


 
 
 

Yorumlar


Contact us

bottom of page